Ayrımcılık Nedir?

Ayrımcılık Nedir?

Ayrımcılık tarih oyunca toplumsal yaşamımızı çeşitli biçimlerle etkilemiş, (negatif anlamda) tarihin akışında daima damgasını vurmuştur. Ayrımcılığın odağı tarihsel süreç içerisinde kimi zaman (deri rengi, etnik köken vb. unsurlara dayalı) ırk ayrımcılığı, kimi zaman din-mezhep ayrımcılığı, kimi zaman sınıfsal ayrımcılık şeklinde kendini göstermiştir. Ancak şüphesiz ayrımcılık tipleri bunlarla sınırlı kalmamış, tarihsel süreç içerisinde kadın veya eşcinselliğe yönelik cinsiyet ayrımcılığı ya da (özellikle son yüzyılda) dikkatleri çektiği üzere engelli ayrımcılığı olarak da karşımıza çıkmıştır.

Ayrımcılığın konusunun ve (dolaylı veya doğrudan ayrımcılık vb) tiplerinin çeşitlilik göstermesi, tarihsel süreçte değişik kategorilerde kendini göstermesi, onu tanımını önemli hale getirmektedir.  En kısa ve yalın haliyle ayrımcılık: Aynı durumdaki bireylere farklı, farklı durumdaki bireylere aynı muamele yapmaktır.

Bu noktada akla şu soru gelmektedir: Ayrımcılığın tipleri nelerdir?

Doğrudan Ayrımcılık: Yasama, yürütme ve yargı organları ile gerçek kişiler ile kamu ve özel tüzel kişilerin; cinsiyet, ırk, renk, dil, din, inanç, ulusal köken, etnik köken, cinsel kimlik, felsefi ve siyasi görüş, sosyal statü, medeni hal, hemşericilik, hamilelik, sağlık durumu, engellilik, yaş ve benzeri temellere dayalı olarak, düzenlenen hak ve özgürlüklerden, karşılaştırılabilir durumdakilere kıyasla eşit şekilde yararlanmasını engelleyen veya zorlaştıran her türlü farklı muameleyi ifade eder. Tanımı kısaca özetlersek, doğrudan ayrımcılık kavramı, bir bireye, (cinsiyet, ırk, engellilik hali vb) herhangi bir unsur merkezinde, diğer bireylerden farklı davranmayı içermektedir. Örneğin, kamu hizmeti verilen bir yerde, (örneğin bir hastanede ya da okulda) belirli bir ırka ya da cinsiyete hizmet verilmemesi, bir istihdam edilme faaliyetinde, engellilik ya da kadın olmanın (işi nevinden ya da sakıncalarından kaynaklanan bir gerekçe olmaksızın) işe alınmaması gibi uygulamalar birer doğrudan ayrımcılık örneğidir.

Dolaylı Ayrımcılık: Kamu tüzel kişileri ile özel gerçek ve tüzel kişilerden kaynaklanan ve görünüşte ayrımcı olmayan her türlü eylem, işlem ve uygulamalar sonucunda, bir gerçek veya tüzel kişinin veya topluluğun, düzenlenen hak ve özgürlüklerden yararlanması bakımından nesnel olarak haklılaştırılamayan dezavantajlı bir konuma sokulmasıdır. Bir eylem, işlem veya uygulamanın nesnel olarak haklılaştırılabilmesi için, meşru bir amaca sahip olması ve ölçülü olması gerekir. Dolaycı ayrımcı uygulamalarda çoğu halde ayrımcılık farklı davranmaktan değil, aynı davranmaktan kaynaklanan bir haldir. Örneğin bir okulda asansör varken, engelli öğrencilerin merdivenleri kullanarak üst kattaki sınıflara çıkmalarının istenmesi, (yani engellilik yüzünden başarılamayacak bir davranış ya da erişim şekline) zorlanması dolaylı ayrımcılık örneğini teşkil etmektedir.  Burada engelli birey, engelli olmayan bireylerin fiziksel kapasitelerinin elverdiği bir hareket biçimine zorlanarak dezavantajlı hale getirilmektedir.

Taciz: Psikolojik ve cinsel türleri de dâhil olmak üzere, insan onurunun çiğnenmesi amacını taşıyan veya böyle bir sonucu doğuran, yıldırıcı, düşmanca, onur kırıcı, aşağılayıcı veya saldırganca bir ortam yaratan veya kişi tarafından bu şekilde addedilen ve istenilmeyen her türlü davranıştır. Örneğin kişinin engel haliyle ya da cinsel yönelimiyle dalga geçilmesi, aşağımla amaçlı olarak o farklılığının vurgulanması taciz olarak nitelendirilebilir.

Ayrık tutma: Bir eylem veya eylemsizliğin sonucu olarak bir kişinin veya kişilerin diğerlerinden ayrılması durumudur. Ayrık tutma halinde; ayrık tutmanın meşru bir amacı yoksa veya amaca ulaşmak için kullanılan araçlar oranlı ve gerekli değilse, eylem ayrımcılık teşkil eder. Örneğin engelli çocukların oyun parkında oyun oynama ihtiyaçlarının, engelli olmayan yaşıtlarıyla birlikte, aynı oyun parkında karşılanması yerine, sadece onlara özel, onları yaşıtlarından ayrı tutan bir ortamda “engelli oyun parkı” olarak tanımlanan bir parkta karşılanmaya çalışılması ayrık tutma halidir.

Mağdurlaştırma: Eşitlik ilkesine uyulmasını talep eden veya kanunlarda yasaklanan tutum ve davranışlara karşı şikâyette bulunan, şikâyette bulunması ihtimali bulunan veya bu şikâyet süreçlerine katılan veya katılması ihtimali bulunan kişiler ile bu kişileri temsil edenlerin, bu talep ve şikâyetler nedeniyle maruz kaldıkları her türlü olumsuz tutum ve davranışı ifade eder.

Ayrımcılık talimatı: Bir kişinin kendi nam veya hesabına eylem ve işlemlerde bulunmaya yetkili kıldığı kişilere veya bir kamu görevlisinin bir kamu görevinin icrasıyla ilgili olarak emri altındakilere verdiği ayrımcılık yapma talimatını ifade eder.

Makul düzenleme: Engellilerin kanunlarda düzenlenen hak ve özgürlüklerden tam ve diğer bireylerle eşit şekilde yararlanmasını sağlamak üzere belirli bir durumda ihtiyaç duyulan, ölçüsüz veya aşırı yük getirmeyen, gerekli ve uygun değişiklik ve düzenlemeleri ifade eder.

 

Paylaş
[Facebook] [Twitter]